Arzuların Seni En Güzel Yere Götürür Yeter Ki İste

 

Hayatımız boyunca önümüze çıkan şeyler bizim bilinçaltımızda düşüncelerimizde var olanlardır. Kendi dünyamızı bunlarla yaratırız. Schrödinger kedisi efektinde gözlemleyenin, deneyin sonucunu belirlediğine dair bir çıkarım vardır. Burada siz birey olarak kendiniz için ne istiyorsunuz bu çok önemlidir. Ancak gerçek istemlerinizin ne olduğunu bilmek artı bir erdemdir. O yüzden kendinizi ve yaşamınızı gözlemlemek büyük bir farkındalıktır. Düşüncelerinizi, hayatınızı gözlemlemeye başlayarak ve kendiniz için en iyiyi seçerek düşüncelerinizi olumluya çevirebilirsiniz. Yoksunluk, kıtlık bilinci, değersizlik, mutsuzluk ve tehlike gibi enerjileri sürekli olarak düşünürseniz o zaman bunlar hayatınızda var olacaktır. Aklımızı istemediğimiz şeylere değil istediğimiz şeylere odaklamalıyız. Hep derim sorunlara değil çözümlere odaklanalım ki var oluşumuza değen bir hayat yaşayalım çünkü yaşam boyunca sorunlar hep var olacaktır. Bu sorunlar sizden kaynaklanmasa da dış faktörlerin yarattığı sorunlarla yüzleşerek bunları çözümlemeye odaklanın. Eğer bu sorunlar olmasa idi hayatınız nasıl olurdu? Mutluğunuzun kişilere bağlı olmadığını sadece size bağlı olduğunu bilerek hareket etmelisiniz. Böylece yaşamınızın kalitesi ve mutluluğu artacaktır. Peki bu nasıl olur? Bizi biz yapan, karakterimizi belirleyen bizim inançlarımız ve arzularımızdır. Hayatınızda en çok arzu ettiğiniz şeyler nelerdir? Yaşamınızın nasıl olmasını arzu edersiniz? Daha sağlıklı, daha zengin, daha bilge bu tamamen size kalmış… Çünkü bu sizin hayatınız. Kimsenin sizin hayatınızı şekillendirmesine, size bir şeyler dayatmasına izin vermeyin çünkü onlar siz değilsiniz. Bilmiyorsanız sorun en kadim bilgelerden bir tanesidir. Kapı çaldığınızda açılır, açılmıyorsa o kapının açılma zamanının olduğunu bilin beklemede kalın…

Fizikçilere göre sıfır noktasında her şeyi yaratabilme olasılığımız mevcut. Buradaki olasılıklar sonsuz. Kim olmak, neyi gerçekleştirmek, neyi yaşamak istiyorsunuz? Sıfır noktasında var olan sonsuz olasılıklar varken sizin seçiminiz önemlidir. Örneğin bir katil ya da aziz, başarısız ya da başarılı olmak gibi olasılıklardan hangisi size kendinizi iyi hissettiriyor yazın ve düşünün. Tabii ki yeni olasılıkları değerlendirebilmek için o bildiğimiz güvenli alandan çıkmak gerekiyor. Güvenli alandan nasıl çıkarsınız? Tabii ki eylemle… Bu adeta spora alışkın olmayan vücuda komut vermek gibidir. Bir kez başlar ve istikrarlı şekilde hareket ederseniz vücudun kasları buna uyum sağlamaya başlar. İşte sizin de korkularınız ve yargılarınız hayallerinize ulaşmanıza engel teşkil etmesin. Bakın sizden önce başarmış olanlara. Onlar nasıl hayallerine kavuşmuşlarsa siz de başarabilirsiniz yeter ki isteyiniz. Yaşam boyunca bize sonradan öğretilmiş bilgilerle inanarak büyüyoruz. Yaşlanacağımızı zannederek aslan yüzlü kadınlara dönüşüyoruz.  Kendi orijinalliğimizi bozuyoruz yaş ilerleyince hastalanacağımızı düşünüyoruz. Halbuki Nobel ödüllü Fransız tıp adamı Dr. Alexis Carrel, hücrelerin süresiz olarak canlı tutulabileceğini kanıtlamıştır. Yaptığı araştırma, hücrelerin bozulması için gerçekte hiçbir neden olmadığını ortaya çıkarmıştır. Körlüğünü kendi kendine iyileştiren Meir Schneider şöyle der: ‘‘Hepimize hiçbir gücümüzün olmadığı ve hiçbir şey bilmediğimiz öğretiliyor.”

Aslında olduğunuzu sandığınız kişi değilsiniz. Bedeniniz aldatıcıdır çünkü gerçek size ait minicik bir parçadır. Gerçekte olduğunuz şeyin yüzde doksan beşi görünmez ve dokunulmazdır. Her yaşayan varlığın içinde tutsak halde bekleyen büyük miktarda enerji bulunur. Bu enerjiyi nasıl açığa çıkaracağını bilen kötü kalpli biri olsaydınız, içinizdeki enerji ile kendinizi tam otuz büyük hidrojen bombasına denk bir kuvvetle patlatabilirdiniz. Bilim insanları bu atom altı parçacıklarını elektron hızlandırıcısına koyup çarpıştırdıklarında parçacıkların kaybolduklarını keşfettiler. Çünkü müthiş bir hızla titreşen saf ve serbest enerji, ölçüm ve gözlem sınırının ötesine geçmişti. Dolayısıyla çıplak gözle gördüklerinize aldırmayın. Siz de enerjisiniz. Enerji fazlasıyla belirsiz bir olgudur. Onu göremezsiniz ancak içinizdeki akışını etkileyebilir ve bunu her gün yapabilirsiniz. Üstelik bu enerji, evrendeki her şeyin yapı taşı olduğu için tahmin ettiğinizden çok daha güçlüdür. Bilinçli akıl yalnızca iki şey için tasarlanmıştır: sorunları tanımlamak ve hedefler üretmek. Aklını düzgün bir biçimde kontrol edebilen kimse önüne çıkan sorunu tanımlamak ya da bir istekte bulunup hızlıca sorunu aşmak için kullanabilir. Beyin zarı bu işe yarar. Ne var ki bilinçli bir akıl bunu yapmak yerine meseleye dahil olmayı, mantıklı kararlar vermeyi ve hisleri hiçe saymayı yeğler.

Bilinçli akıl, sorunu tanımladığında ya da isteği oluşturduğunda hiç beklemeden sorunun ne kadar büyük olduğunu, bu sorunun kısa zamanda çözülmesinin imkansızlığını anlatarak kafanızı şişirmeye başlar. Ancak şu kadarını söyleyebiliriz ki kafanızın içinde yaşayan bu manipülatör, başvurabileceğiniz en iyi kaynak değildir. O sizin yerinize karar verir, gerçeği çarpıtır ve gereksiz yere duygusal sıkıntılar çekmenize sebep olur. İçsel rehberinize güvenin. Onun cevaplarının çok daha barışçıl, içgüdüsel ve bilinçli aklın idrak edemediği tüm öngörülemez etkenlere karşı açık olduğunu göreceksiniz. Olasılık alanı sınırsızdır. Tek yapmanız gereken zihninizi açık tutmayı istemek ve eski kafalı koşullanmalardan kurtulmak. Aklınızı daha mutlu, daha özgür, daha engin düşüncelere doğru yöneltin. Düşünceleriniz ve bilinciniz fiziksel bedeninizin iskeletini oluşturur. Enerjinizi değiştirmek için öncelikle düşünce yapınızı değiştirmeniz gerekebilir. İmkansız kelimesini kelime dağarcığınızdan silip atın. Siz harikasınız. Farkında olun ya da olmayın son derece güçlü bir enerji kaynağısınız. Evrenin olasılıkları ve imkanları bir su gibi içimizden geçip giderken kendiniz için mucizeleri yaşamayı seçin çünkü siz buna değersiniz.

İlahi Olan Aşk’ta Buluşmak Dileğiyle,

Arzum Koyuncu

 

Kaynak: E2 – Sen Yeter ki İste /  Pam Grout

 

 

Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir