Az Ye Sağlıklı Yaşa

 

Geçmiş zamanlarda bol yemek yemek etli butlu kilolu olmak sağlıklı ve zengin olmanın göstergesi idi ancak günümüzde tıbbın son geldiği noktada üç öğün yemenin sağlık açısından zararlı olduğu ifade edilmekte. Öğün miktarlarının azaltılması yaşam süresinin ve dış görünüşümüzün gençleşmesine ve güzelleşmesine aracı. Bedenimiz aslında sağlımızın en önemli göstergesi o yüzden daha sağlıklı ve genç hissetmek için biraz aç kalmaya ne dersiniz? Ünlü Japon yazarı Nagumo şu sözlerle açıklamış ne kadar çok karnınızın guruldamasına izin verirseniz, vücudunuzda o kadar iyi şeyler gerçekleşir. 

Dünya gezegeninin en akıllı canlı türü olan insanın dnasında yaşamı sürdürebilmesi için birçok farklı işlevli genler vardır.Bunlardan bir tanesi ‘’Yaşama Gücü Geni’’ diye adlandırılan, insanı milyonlarca yıl yok olma tehlikesinden korumuş bir gendir. Bu genle insan her türlü tehlikenin üstesinden gelebilir. 

Ayrıca bedenimizde ‘’Tutumluluk Geni ‘’ diye adlandırılan, aç kalma zamanlarında devreye giren bir genimiz de mevcuttur. İnsan, her türlü zor şartlara dayanan ve evrilen bir canlı. Maalesef büyük savaş sonrasında açlık ve kıtlıkla ilgili bilinçaltı kayıtları insanı çok yeme ve israfa yöneltmiştir bir taraf o kadar israf ederken dünyanın bir kısmı da açlıkla savaşmaktadır. Korkunç bir ikilem değil mi? 

Tutumluluk Geni aslında bizlerin az bir besinle bile olsa hayatımızı sürdürebilmemize yarayan bir gendir. Dolayısıyla burada yeme konusunda kişilerin önce duygusal ve zihinsel olarak doyması gerekiyor ki beden az bir besinle de kendi işlevini devam ettirmek için ayarlanmış.  Tutumluluk geni ile devreye giren bir gen daha var ki Sirtuin geni yani gençlik geni anlayacağınız mideniz ne kadar boş olursa o kadar gençlik geniniz aktifleşiyor. Dolayısıyla bu tarz bir beslenme şekline sahip olan Japonlar yaşça genç ve sağlıklı kalmayı başarıyorlar.Tek öğün beslenme ile gençliğinizi yeniden kazanabilirsiniz. 

Aşırı yemek yemek hastalıkları da beraberinde getirir, insana has olan iştah durumu nefisten başka bir şey değildir. Bir Aslan karnı tokken önünden bir ceylan bile geçse o yemek kovalamaz bilir. O açıdan insanın en büyük imtihanlarından biridir fazla yemek yemek. Kadim dinlerin hepsinde bir gün ya da belli saatlerde oruç tutmak vardır özellikle Peygamber Efendimiz haftanın iki günü Pazartesi Perşembe günleri oruç tutarmış, Ramazan ayının haricinde son yapılan tıbbi araştırmalarda belli bir saat tutulan orucun özellikle kanser hastalarının tedavisinde iyileşmeler gerçekleştirdiği belirtilmekte…

Peki nasıl tek öğün beslenebiliriz? Hele ki bizim Türk milleti sabah kahvaltıdan kalkarken akşama ne yiyeceğini düşünen, heveslenen damağına düşkün bir cedden geliyorsak ne yapacağız? 

Burada ilk etapta sabah yapılan kahvaltının ve kahvenin uykunuzu getirip enerjinizi aşağıya çekeceğini belirtmekte fayda var özellikle sabah içilen kahve ya da siyah çay midemizi bulandırabilir, ishale yol açabilir. O yüzden sindirim sistemine yardımcı olmak için güne ılık su ile başlamak gün içerisinde aralarda hafif atıştırmalıklarla geçirerek ana öğünü tek seferde sürekli kullandığınız tabakların çorba kâsesi içinde ya da pasta tabağında yemeniz sizi dinçleştirirken aynı zamanda gençliğinizi de yerine getirecektir. İlk başlarda zor olsa da karnınız guruldamaya başlarken gençlik genin aktifleşerek vücudunuzda var olan hasarları tamir etmeye başladığını bilin ve biraz daha guruldamasına izin verin. Tek öğün beslenirken açlık ve susuzluk hissetmeden herhangi bir şekilde yemek su tüketmeyin. Sebze ve meyveleri kabukları ile küçük balıkları ise bütün bir şekilde tüketiniz. Tek öğün derken tek besine kaçmayınız bu da yanlış bir tutumdur bu da sizin bünyenizde alerji sorunlarını ortaya çıkarabilir.  Tek öğün yeme alışkanlığı neticesinde içinizdeki sağlık dış görünüşünüze yansırken midemiz bizim en büyük enerji tüketen organımız olduğundan hafiflemesi ile birlikte günlük işlerimizi daha rahat yapmaya başlayacak artı bir enerjiye sahip olacaksınız. Eğer aşırı yemek yeme gibi bir alışkanlığınız varsa yavaş yavaş tek öğüne doğru kaymaya başlayınız emin olun ilerleyen zamanlarda kendinizi daha zinde ve daha sağlıklı hissedebilirsiniz. Parlayan cilt, düz bir karın ve ödemsiz bir vücuda sahip olabilirsiniz. Sağlığın değeri daima kaybedildiği zaman anlaşılır. Çoğu kişi, hastalanmadan ya da artık fark edilmemesi mümkün olmayan belirtilerle karşılaşmadan sağlığı üzerinde düşünmez. Oysaki hasta olmamanız sağlıklı olduğunuz anlamına gelmez. Bu sadece “henüz hasta olmadığınızın” göstergesidir. Bel çevreniz yağlanmışsa kan damarlarınızın içi de yağlanmıştır. Yüzünüz kırışıklarla dolduysa ya da teniniz canlılığını kaybettiyse büyük ihtimalle beyniniz ve iç organlarınız da eski canlılığını yitirmiştir. Günde tek öğün beslenerek iç sağlığınızı kazanabilir ve bunun dışınıza yansımasını sağlayabilirsiniz. İç sağlığınız ne kadar iyi olursa dış görünümünüz de o kadar genç ve güzel gözükür. Bu yüzden aç kalarak yaşama gücü geninizi aktif hale getirin, mucizevi yiyeceklerle besin kaynaklarınızı zenginleştirin ve iyi bir uyku düzeniyle genç ve güzel görünmenin sırrını keşfedin. 

 

 Arzum Koyuncu

 

Kaynak: Japonların Kadim Beslenme Sanatı Yoshinori Nagumo 

Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir