Nasıl An’da Kalırız?

Ruhsal aydınlanmanın önündeki en büyük engel geçmiş veya gelecekte yaşamaktır.Bizler genellikle ya geçmiş ya da gelecekle ilgili konuları kafaya takarız.Ne yazık ki bu iki zaman arasında gidip gelmek insanı yoran enerjisini bitiren ve zamanla hasta etmesine yol açmaktadır.Genelde geçmişi düşünenlet de kanser gelecekle ilgli konularsa panik atak kalple ilgli sorunlara yol açar.Depresyonda buna eklenebilir.Şu anda global olarak yaşadığımız pandemide ise evde kalmanın vermiş olduğu durumda var olan bozuk psikolojimizi daha da aşağıya çekebilir.O yüzden anın gücünü kullanmamızın ne kadar gerekli olduğuna değinmek istierim,çünkü an da kaldığınız da şimdi zaman da yaşamamıza vesile olur

Psikologlar her zaman şimdiki zamana odaklanmanın bireyleri daha mutlu ettiğini görmüştür,anda yaşayınca zihnen bedenen ruhen tam bir şükür ve doyum anı sağlanır ,evrenle akışa uyumlanma oluşur.

René Descartes’ın “düşünüyorum öyleyse varım” sözü insanların iç sesini çok iyi ifade eder. Batı felsefesini önemli ölçüde etkileyen bu söz aynı zamanda “Şimdinin Gücü”ne de ilham kaynağı olmuştur diyebiliriz. Bireylerin gelecek ve geçmişte yaşamak yerine anı düşünmesi için iç seslerinin de içinde bulundukları anla ilgili konuşması gerekir. Ana odaklanmak için farkındalığınızı zihnen ve bedenen anda yaptıklarınıza odaklamakla başlayabiliriz.

İç ses aslında bizim öz kimliğimizdir.İç ses aslında çocukken daha çok duyduğumuz hatta bize arkadaşlık edendir büyüdükçe onu duymaz hale geliriz arada bize sesini duyurmaya çalışsa da dinlemeyiz.Gerçekte kendi kendine düşünmek veya konuşmanın delilik olduğunu ifade eden mizahi sözler tamamen yanlıştır diyebiliriz Bilim adamları insanların iç seslerinden yola çıkarak

hikayeler anlattıklarını, kendi kimliklerini bu iç ses ile yaşattıklarını ifade ederler. İnsanların kapasitesi bu iç ses ile hayvanlardan da ayrılır ve bizi farklı kılar.İç sesimiz bazen de geçmişte yapmış olduğumuz ya da yapamadığımız eylemleri de hatırlayarak bize pişmanlık ,suçluluk ya da gelecekle ilgili konular da ise endişe hissettirebilirBu duygular insana zarar verir,

Buda prensipleri üzerine çalışmalar yapan ve bu prensipleri anlatan yazar Robert Wright

duygularımızın bizim için çok önemli olduklarını ifade eder. Duygularımızın bizi yönlendirdiğini de ifade eden yazar aynı zamanda duyguların bazen bizim yanılgımız da olabileceğini söyler. Bu noktada bazen duygular bizi yanlış bir yöne götürür diyebiliriz.
Duygularımız objektif gerçeklikle örtüşmediğinde bizi farklı bir evrene götürecektir. Beynimiz de duygularımızın etkisi altına girdiğinde bu evrende yaşamaya başlar. Bireylerin belirsizlik içine düşerek ya geçmiş ya da gelecekte yaşamasını sağlayan durumu da benzer şekilde açıklamak mümkündür.

Duygular önemli ise ve zihnimizi etkileyerek yaşadığımız alanı şekillendiroyrsa o zaman hissetiklerimize dikkat etmekle başlamalıyız Örneğin  geçmişi düşünerek acıyla yaşamak bir seçimdir. Pek çok kişi endişelerle, negatif duygularla ve mutsuzlukla yaşamayı seçer. Bu durumda ruhsal olarak da huzuru hissedemez

 

.

Budizm’e göre mutluluğu seçmemiz için cahillik, bağlılık ve memnuniyetsizlikten uzak durmamız gerek.Bunlar bizlere zarar veren adete zehirleyerek bizi yavaş yavaş öldüren duygulardır.

Şimdi An da kalabilmek özellikle bugünleri kolaylıkla atlatabilmemiz için en güzel yapacağımız şey zararı faydaya çevirmek yani zehiri şifaya döndürmeliyiz

Bilgelik için her güne yeni bir şey öğrenmek,zihnimizi gölgelerden kurtaracaktır.Serbest bırakmak özellikle sizi geçmiş ve geleceğe bağlı tutan her türlü kişi ve enerjiye karşı kendinizi tamamen özgürleştirmek var olan bağımlığınızı kabule geçerek gitmesine izin vermelisiniz.Şükür anda kalmanın en önemli duygusudur,örneğin bizler bu pandemiyi yaşamasaydık birarada olmanın ne kadar kıymetli olduğunun farkına varamayacaktık.

Bu yüzden yaşadığımız her ne olursa olsun insanız ve yaşananlar yaşanacaklar iyisiyle kötüsüyle hepsi bizim hayrımızadır O yüzden anda kalarak kendi kişisel gelişimimizde ilerlemeye devam etmeliyiz şükürle,bilgiyle ve mutlulukla

İlahi O’lan Aşk’da Buluşmak Dileğiyle,

Arzum Koyuncu

(Visited 59 times, 1 visits today)

Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir